Boşanma davaları noktasında son dönemde hayli gündeme gelen ‘Şiddetli Geçimsizlik‘ kavramını birçok farklı yönden inceleyerek, sizler için boşanma davasına konu olan şiddetli geçimsizliği tüm detaylarıyla ortaya koyduk.

ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK NEDİR?

Öncelikli olarak açıklamak gerekir ki; Türkiye’de boşanmaların %90’ı gibi büyük bir oranı şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası ile sona ermektedir. Peki şiddetli geçimsizlik nedir? Şiddetli geçimsizlik ya da evlilikte geçimsizlik Türk Medeni Kanunu’nun 166/1 fıkrasında şu şekilde açıklanmıştır : “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.” Kanun hükmü bu konuda çok aydınlatıcı olmasa da; şiddetli geçimsizlik konusunda Yargıtay kararları ve yerel mahkeme kararları bu hususun altını doldurmaktadır. Peki hangi hususlarda evlilikte geçimsizlik yahut kanun lafzı ile şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açılabilir?

Bunları çeşitlendirmek mümkünse de; bir kaç örnek ile açıklayalım: Eşe beddua etmek, Eş ile alay etmek, Eşi başkalarının yanında küçük düşürmek, tarafların birbirine karşı psikolojik/fiziksel/ekonomik şiddet uygulaması, Sürekli alkol kullanmak, Evlilik birliğine yakışmayacak hareketlerde bulunmak ve bir çok sebep sayılabilir. Yargıtay Kararları ile örneklendirecek olursak:

Şiddetli geçimsizlik ile ilgili merak ettiğiniz her şey SiyahHukuk'ta.

A – Eşi dövme nedeni vasıtası ile şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası:
Yargıtay 2.HD E.2007, K.2008/479 : “Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davacı kocanın davalı kadını dövdüğü, evden kovduğu, davalı kadının ise güven sarsıcı davranışlar içerisine girdiği birisinin kusurunun diğerine üstün tutulmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya ( TMK.md. 166/l )karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. “

B – Kadının Eşine Hakaret Ettiği – Boşanma İstemin Kabulü Gereği ,
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2007/13838, K. 2008/13605, Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı-davacı kadının eşine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya ( TMK.md. 166/1 )karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

C – Eşine Şiddet Uygulayan İstemediğini Söyleyen Güven Sarsıcı Davranışlarda Bulunan Kocanın Yanında Eşine Sık Sık Hakaret Eden Kadın – Boşanma Kararı Verileceği
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2009/14056 K. 2010/16155, Yapılan soruşturma, toplanan delillerle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda sık sık eşine şiddet uygulayan, eşini istemediğini söyleyen, güven sarsıcı davranışlarda bulunan davalı-karşılık davacı kocanın yanında, eşine sık sık hakaret eden davacı-karşılık davalı kadının da kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-karşılık davacı da, dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında, eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görünmemesine göre, davalı-karşılık davacının davasının da kabulü ile boşanmaya ( TMK. md. 166/1 ) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile karşılık davanın reddi doğru bulunmamıştır.

D – Davacı-Davalının Bir Başka Erkekle Değişik Mekanlarda Birlikte Görüldüğü
Yargıtay 2. HUKUK DAİRESİ E. 2008/19603, K. 2010/2135, – Davalı-davacının bir başka kadınla ilişkisi altı yıl öncesine aittir. Bu olay sonrasında tarafların barıştıkları ve 2002 doğumlu bir çocuklarının olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, açıklanan eylemi nedeniyle koca, davacı-davalı (kadın) tarafından affedilmiş ve en azından hoşgörüyle karşılanmıştır. Affedilen ve hoşgörüyle karşılanan olaylar, boşanma sebebi olmaz. Davacı-davalı tanıklarının bundan sonraki döneme ilişkin beyanları, davacıdan aktarmadır. Davacı-davalıdan aktarılan olaylar sabit kabul edilemez. Sunulan telefon görüşmelerinin ise davalı-davacı kocaya ait olduğu da kanıtlanamamıştır. Davacı-davalı (kadın)ın ise, boşanma davası öncesinde bir başka erkekle birlikte görüldüğü ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu gerçekleşmiştir. Bu itibarla davacı-davalının, kocanın davasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediği gibi diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

E – Davalı Davacı Kadının da Kusurlu Olduğu/Eşine Hakaret Ettiği – Ortak Hayatın Temelinden Sarsıldığı/Davacı Davalı Kocanın Davasının da Kabulü İle Boşanmaya Karar Verileceği,
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2011/2-414, K. 2011/483
ÖZET : Karşılıklı boşanma davasında eşine hakaret eden davalı-davacı kadının da kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-davalı koca da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-davalı kocanın davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilmelidir.

ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİĞE BAĞLI BOŞANMA DAVASI

Yukarıdaki örneklerde görüldüğü üzere, yasa hükmü ve gerekçesinde “şiddetli geçimsizlik” kavramının ne olduğu açıklanmamışsa da; Yargıtay kararlarında ve yerel mahkeme kararlarında bu husus tartışmaları olarak değerlendirilir ve hangi fiilin evlilikte geçimsizlik yahut şiddetli geçimsizlik olduğuna mahkeme karar vermektedir.

Türk Medeni Kanunu 166/2 uyarınca “Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” Dolayısıyla dava açma hakkı kusur konusunda daha hafif kusurlu tarafa aittir denilebilir. Pratikte ise bu husus karşılık dava ile ispatlanabilmektedir.

Kocaeli Boşanma Avukatı olarak şiddetli geçimsizliğe bağlı boşanma davası konusunda, şiddetli geçimsizliğin karşılık dava yahut esas davanın içinde ispatlanabildiği görülmektedir. Bu hususta eğer şiddetli geçimsizliğe bağlı boşanma davası açmayı düşünüyorsanız, usuli işlemlerin takibi, dava açma süresi gibi hususlar göz ardı edilmeksizin mutlaka bir avukat ile çalışmanızı tavsiye ederiz. Kocaeli Boşanma Avukatı olarak boşanma davalarındaki tecrübelerimiz konusunda tarafınıza yardımcı olmak isteriz.

AV.RAHMİ ERTÜRK