Periyodik süreli tatil sözleşmelerinin türlerinden biri olan devre tatil sözleşmesi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da  “bir yıldan uzun süre için kurulan ve tüketiciye bu süre zarfında birden fazla dönem için bir veya daha fazla sayıda gecelik konaklama imkânı veren sözleşme” şeklinde tanımlanmıştır.  Sağlayıcı ile tüketici arasında akdedilir. Tüketiciye zamanla sınırlı yararlanma sağlayan (Time-Sharing) bir sözleşme çeşididir. “Zamanla sınırlı” kavramından anlaşılması gereken, tüketicinin sözleşmedeki haklarından yılın belli dönemlerinde yararlanmasıdır. Tüketicinin konaklayacağı yer tatil köyü, tatil sitesi veya bir otel odası olabilir.

Bu noktada devre tatil sözleşmesi ile periyodik süreli tatil sözleşmelerinin bir diğer şekli olan devre mülk sözleşmeleri arasındaki farktan bahsedilmelidir. Devre tatil sözleşmesinden doğan haklar sağlayıcıya karşı ileri sürülürken, devre mülk sözleşmesinden kaynaklanan haklar ayni nitelikte olduklarından herkese karşı ileri sürülebilecektir. Her ikisinin ortak noktası ise dönemsel kullanım hakkı sağlamalarıdır.

Uygulamada ise kimi kötü niyetli sağlayıcılar tarafından kullanılan yöntemler tüketicileri kendileriyle bu sözleşmeleri yapmaya adeta mecbur bırakmaktadır. Tüketicilere indirimli veya ücretsiz tatil vaadi ve  sonrasında uygulanan saldırgan satış yöntemleri sayesinde sağlıklı karar vermelerini neredeyse imkansız kılıp oldubittiye getirerek onları mağdur hale koymaktadır. Bunun yanında örneğin sözleşmenin yapılmasından sonra sağlayıcı şirketin el değiştirmesi gibi bir durum da tüketiciyi yine mağdur edebilir. Bu yüzden Kanun, tüketiciyi koruyacak bazı önlemler almıştır. Birazdan bunlardan bahsedeceğiz.

Devre tatil sözleşmesinin belki de en belirgin özelliği, en az bir gece olmak üzere “gecelik konaklama hakkı” vermesidir. Eğer bir sözleşmede bu hak yer almıyorsa onun devre tatil sözleşmesi olduğundan bahsedilemez. Örnek olarak tüketiciye “her yılın Ağustos ayının 20’si ile 30’u arasında konaklama hakkı” veren sözleşme devre tatil sözleşmesidir. Bunun yanında devre tatil sözleşmesinin diğer önemli unsurları, sözleşme süresinin 1 yıldan uzun olması; kullanma döneminin sözleşmede belirlenmiş olması ve sağlayıcı tarafından sözleşmeye konu yerin kullanıma hazır bulundurulmasıdır. Tüm bunların yanında sözleşmenin nitelikli yazılı şekilde yapılması zorunludur ki, tüketicinin acele karar vermesini engellemek amacını taşır. Nitelikli yazılı şekil şartından anlaşılması gereken, Kanunun sözleşmede belirli hususları belirtmeyi kural olarak getirmiş olmasıdır. Bu hususları taşımayan sözleşmenin geçersizliği yalnızca tüketici tarafından dürüstlük ilkesi dahilinde ileri sürülebilecektir. Ayrıca Kanun, sağlayıcı tarafı, sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle mecbur kılmıştır. Bunun adı önbilgilendirme zorunluluğudur.

TÜKETİCİNİN CAYMA HAKKI

Kanun, tüketiciyi bu sözleşme çerçevesinde korumak amacıyla ona cayma hakkı tanımıştır. Tüketici bu cayma hakkını herhangi bir gerekçe göstermeden kullanabilir ve bunun karşılığında herhangi bir hukuki veya cezai sorumluluk altına girmez. Cayma hakkının kullanılmasıyla sözleşme kendiliğinden sona erer. Cayma hakkının kullanılması kural olarak 14 günlük süre ile sınırlıdır ve süre sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren başlar. Fakat devre tatil sözleşmesi tecrübe ve muayene koşuluna bağlı sözleşmelerden olduğu için, tüketicinin tatil yapacağı yeri görüp beğenmemesi durumunda bahsettiğimiz süre geçmiş olsa bile koşulsuz dönme imkanı vardır.

Cayma hakkına dair süre dolmadan satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Üstelik bu konuda sözleşmenin ön ödemeli şekilde yapılmış olmasının da herhangi bir önemi yoktur.

SATIŞIN ÖN ÖDEMELİ YAPILMIŞ OLMASI

Devre tatil sözleşmesi ön ödemeli ya da taksitli satış yöntemi ile yapılabilir. Bu halde de tüketici teslim tarihine kadar sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme durumunda ise satıcıya tazminat talep etme hakkı tanınmıştır. Devre tatil hakkının kullanılacağı yer, taksitler ödendikten sonra tüketiciye teslim edilecektir.

TÜKETİCİNİN TAZMİNAT TALEBİ

Tüketiciler tatil haklarını kullanmak amacıyla ilgili tesislere gittiklerinde tesisin konaklamaya uygun durumda olmadığını, örneğin inşaatın henüz tamamlanmamış bulunduğunu veya konaklamanın başka nedenlerden dolayı imkansız olduğunu gördüklerinde bu durumu belgelendirme yoluna giderlerse bu durum ileride açacakları maddi tazminat talepli bir davada kendilerine avantaj sağlayacaktır. Bunun yanında yaşanan aksaklıklardan dolayı uğradıkları üzüntüyü dava yoluyla ileri sürüp manevi tazminat talebinde de bulunabilirler.

TÜKETİCİDEN ALINAN SENETLER

Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu kurala aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir ve dava yoluyla geçersizliğinin tespiti yaptırılmalıdır. Bunun yanında, senetlerden biri ödenmediğinde diğerlerinin de muaccel olacağı yönünde sözleşmeye konulacak hükümler de muteber değildir.