Günümüzde evlilik birlikteliği yolunda karar alan kişiler, bu birliğin kurulması öncesinde birbirlerine evlenecekleri yönünde söz vererek nişanlılık adı altında bir süreç geçirmektedir. Peki evlilik kurumu ile ilgili birçok kanuni düzenleme varken; özellikle yerleşik kültür, örf ve adetlerimiz gereği kimi zaman çok uzun sürebilen nişanlılık sürecine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmakta mıdır ? Bu süreçte oluşabilecek maddi, manevi sorunlar sebebiyle kişilerin herhangi bir hakkı var mıdır?

Nişanın bozulmasından doğan davaları ile ilgili merak edilen her şey Siyah Hukuk'ta.

Zengin kültürümüz, örf ve adetlerimiz gereği toplumsal nişanlılık kavramı, süresi ve şekli sosyal açıdan kişilerin yaşadığı bölge ve şehirlere göre farklılık gösterse de, evlilik öncesi geçen bu sürece ilişkin yaşanan sorunlar, TMK’nın evlilik hükümleri içerisinde düzenlenen nişanlılık ayrımına göre çözülmektedir.

TMK Madde 118- Nişanlanma, evlenme vaadiyle olurhükmü ile yasa koyucu nişanlılığın hukuki tanımını yapmıştır. Bu tanıma göre nişanlanmanın gerçekleşmesi için teamül gereği gerçekleştirilen nişan töreni ve benzeri gibi koşullar aranmamış; tarafların birbirlerine evlenecekleri yönünde samimi bir şekilde beyanda bulunmaları yeterli görülmüştür. İşte bu evlilik vaatlerini birbirlerine yönelten kişilerin evlendikleri veya evlilikten vazgeçtikleri zamana kadar geçen süreye nişanlılık süreci denilmektedir.

Nişan bozulması dolayısıyla maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.

Nişanlanmadan Doğan Haklar Nelerdir?

            Öncelikle belirtmek gerekir ki nişanlılık ve evlilik; kişilerin kendi özgür iradeleriyle vermeleri gereken ve en temel kişisel haklarını kapsayan,  bir karar olup, bu vaatte bulunarak nişanlılık sürecine başlamış olsalar dahi; daha sonradan evlilikten vazgeçmeleri durumunda kişiyi evliliğe zorlama gibi bir hak bulunmamaktadır. Ancak evlilik vaadinden kusurlu olarak vazgeçerek nişanını bozan kişiye karşı, diğer kişinin bir takım hakları bulunmaktadır.

Nişan Bozulması Nedeniyle Tazminat Davası

Maddi Tazminat

Madde 120 : Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.

Nişan bozulması dolayısıyla açılacak olan davaların detaylarıyle ilgili her şey Siyah Hukuk'ta.

            İlgili maddede nişanın bozulmasına kendi kusuru sebebiyle neden olan ya da haklı bir neden olmaksızın nişan bozan taraf, diğer tarafın; kendi sözüne güvenerek evlilik amacıyla yapmış olduğu harcamalar karşılığında uygun bir tazminat vermek zorundadır. Bu harcamalara evlilik amacıyla alınan ev eşyaları, koşulları sağlandığı takdirde kiralanan/satın alınan ev, düğün salonu masrafları ve benzeri örnekler verilebilir. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu masrafları yalnızca taraflar değil, bu masrafları yapan aile büyükleri de talep edebilir.

Manevi Tazminat

Madde 121 : Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

               Bu madde ile ise nişanın kusurlu olarak bozulması halinde, kusuru olmayan ve kişilik haklarına yönelik menfaatleri zedelenen  tarafın, kusurlu olan taraftan bu kusurlu davranışı nedeniyle belirli bir manevi tazminatı talep etme hakkı doğmaktadır. Ancak manevi tazminat hakkının doğabilmesi için belirli bazı şartlar bulunmaktadır.

Bu şartlardan kısaca bahsetmek gerekirse:

  • Nişanın bozulması sebebiyle kişilik hakkının zedelenmesi gerekir ve diğer tarafın kusurlu olması gerekir. Kusur ile zarar arasında da illiyet bağı olmalıdır. Yüksek Mahkeme bu konuda terk edilen eşin şeref ve namus duygularının yaralanmış olması, terk sebebiyle itibarının zedelenmiş olması gibi kıstaslara önem vermektedir. Unutulmamalıdır ki; terk edilen eşin nişanın bozulması sebebiyle sadece üzüntü duyması manevi tazminat talep etmek için yeterli değildir. Doğal olan zaten bozulan nişan dolayısı ile tarafların üzüntü duymasıdır. Aksi düşünce hayatın olağan akışına ters bir durumdur.
  • Manevi tazminat ödeme yükümlülüğü sadece nişanlanan taraflardadır. Yani nişanın bozulmasına sebebiyet veren nişanlının babasına ve annesine veya onlar gibi hareket edenlere karşı manevi tazminat davası açılamayacaktır.
  • Nişanın bozulması sebebiyle açılacak olan manevi tazminat davası, TMK Madde 123 gereği nişanın bozulmasından itibaren 1 yıllık zaman aşımı süresine tabidir.

Nişanın Haksız Bozulmasından Doğan Davalar Hangi Mahkemede Açılır?

Nişanın haksız bozulmasından doğan ve medeni hukuk kapsamında değerlendirilen davalar, davalının ikamegahının bulunduğu yerdeki Aile Mahkemesi, Aile Mahkemesi bulunmaması halinde Aile Mahkemesi yerine bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.