TASARRUFUN İPTALİ DAVASI

Tasarrufun İptali Davası

Tasarrufun iptali davası ile borçlunun üçüncü kişi ile alacaklısına zarar verme kastıyla yapmış olduğu birtakım işlemlerin iptali sağlanmaktadır. Yani borcu olan bir borçlunun mallarına haciz konulmasın veya iflas ile paylaştırılmasın diye alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yapmış olduğu işlemler için tasarrufun iptali davası açılabilir.

Tasarrufun iptali davasının konusu iptale tabi tasarrufun konusu olan ve üçüncü kişiye devredilmiş bulunan mal veya hak üzerinde davacının cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisinin verilmesidir. Üçüncü kişi malı elinden çıkarmışsa davanın konusu o malın değeri nispetinde tazminat talep etmektir.

Davacı tasarrufun iptali davası açmadan önce ve dava sırasında ihtiyati haciz de talep edebilir. Dava neticesinde, davacı alacaklı iptal davasını kazanınca malın maliki olarak üçüncü kişi kalmaya devam eder ancak alacaklı malı cebri icra yoluyla haczettirip sattırma hakkına sahip olur. Satılan malın bedelinden alacaklının alacağı ödendikten sonra para artarsa bu da üçüncü kişiye verilir. İptal davasının konusu taşınmaz ise alacaklı tapu kaydında herhangi bir değişiklik yapılmaksızın o taşınmazın haczini ve satışını isteyebilir.

İptal davası üçüncü kişinin elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere ilişkin ise üçüncü kişi bu değer oranında davacının alacağından fazla olmamak kaydıyla tazminat ödemeye mahkum edilir.

Kendisine bağış yapılan taraf veya taraf olduğu işlem bağışlama hükmünde sayılan üçüncü kişi iyiniyetli ise dava tarihinde elinde kalan miktarı geri vermeye mecburdur.

Tasarrufun iptali davası şartları ve açılabilecek durumlar İcra İflas Kanunu m. 277, 278, 279 ve 280. maddelerde yer almıştır.

1-)Tasarrufun iptali davası açabilmenin ilk şartı borçluya karşı yapılmış icra takibine rağmen borcunu ödeyememesidir. Ödeyememe durumunun ise açılmış olan icra takibi vasıtası ile belgelenmesi (borçlu için kesin veya geçici aciz vesikası) gerekir.

2-)Ayrıca malın mülkiyetinin alıcıya rıza ile geçtiği durumlarda tasarrufun iptali istenir. Yani bir satış, bağış vs. tasarruf olmalı ki iptal edilebilsin. Ancak mahkeme kararı veya cebri icra ile borçludan çıkan mallar tasarrufun iptaline konu olmaz.

3-) Ek olarak bu davanın açılabilmesi için tasarrufun, borç ortaya çıktıktan sonra yapılmış olması gereklidir. Yani borç doğmadan önceki devirler iptal edilip haczedilemez.

Aşağıdaki tasarruflar bağışlama yerine geçer ve yine tasarrufun iptali davasına konu edilebilir.

  1. Karı ve koca ile usul ve füru sıhren üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar,
  2. Akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler,
  3. Borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine kaydı hayat şartıyla irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitler ve ölünceye kadar bakma akitleri,

 

Aşağıdaki tasarruflar borcunu ödemeyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebi ile acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa yine batıldır ve tasarrufun iptali davası açılabilir :

1 – Borçlunun teminat göstermeği evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler;

2 – Para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler;

3 – Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler.

4- Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.

Bu tasarruflardan istifade eden kimseler yani üçüncü kişiler borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat ederse iptal davası dinlenmez.

Zarar verme kastından dolayı iptal

Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.

İptal davasında davalı:

İcra ve iflas Kanununun 11 inci babındaki iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Bunlardan başka, kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası

açılabilir. İptal davası iyi niyetli üçüncü şahısların haklarını ihlal etmez.

Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile, hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir.

İptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer.

 

YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013-8951 E. 2013-14923 K. 01.11.2013 tarihli ilamında da özetle; “…Kredi sözleşmelerinde borcun doğumu hem asıl borçlu hem de kefiller açısından (gerek asıl borçluya, gerekse kefilin asile rücuu halinde) kredi sözleşme tarihinde doğacağından mahkemece Yapı Kredi Bankası Hayrabolu şubesinden anılan kredi sözleşmelerinin tarihleri net olarak sorularak sözleşme tarihlerinin iptali istenen tasarrufdan önce olduğu takdirde davanın esasına girilerek İİK 278, 279 ve 280. maddeler gereğince dava konusu tasarrufların iptale tabi olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir….”

 

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2020 tarihli, 2019/5361 E. ve 2020/6485 K. sayılı kararında; “Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacının alacağının davanın açıldığı tarihte gerçek olmayıp muhtemel olduğu, bu şekilde borçtan sonra yapılan bir tasarruf olmadığı ayrıca borçlu hakkında kesinleşmiş bir icra takibi olmadığı da gözetilerek ön koşul yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

 

 

 

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, kesinleşmiş bir alacağın ve icra takibinin bulunmamasına göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına” hükmedilmiştir.

 

Tasarrufun iptali davalarında varlığı aranan söz konusu dava şartına ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 13.10.2020 tarihli, 2018/4246 E. ve 2020/5504 K. sayılı kararında yer verildiği üzere;

“.devralan davalı …’un yabancı uyruklu olduğu, tapudaki devirden önce aralarında Kuşadası 2. Noterliği’nin 22/05/2006 tarihli ve 6460 yevmiye no’lu işlemi ile dava konusu taşınmaz için Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi yapıldığı, bu satış vaadinin resmi şekilde yapıldığı, satış vaadinin ve satışın senetlerin tanzim tarihlerinden önce olduğu, ayrıca kredi sözleşmesinin düzenleme tarihinin 17/11/2006 tarihi olduğu, satış vaadinin ise kredi sözleşmesinden önce 22/05/2006 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla tarihler itibariyle satış vaadinin borcun doğumundan önce yapıldığı, davalı …’un yabancı uyruklu olduğu, devreden Ergün’ün mali durumunu ve borca batık olduğunu bilebilecek durumda olmadığı, taşınmaz satışının muvazaalı olduğunun bu nedenle ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre hükmün onanmasına” karar verilmiştir.

 

Yukarıda ayrıntıları ile izah ettiğimiz üzere tasarrufun iptali davaları ile bilgi ve hukuki danışmanlık almak ve dava sürecinizin takibi ile ilgili Kocaeli’de bulunan ofisimiz Siyah Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.