Konut dokunulmazlığını ihlal suçunda korunana hukuki yarar; Anayasa’nın 21.maddesi ile güvence altına alınmış olan ve Türk Ceza Kanunu’nda ilgili 116.maddede yer aldığı üzere kişinin konut, eklenti ve işyerinde huzur içerisinde yaşamını veya işini sürdürebilmesini sağlamaktadır.

Konut dokunulmazlığı Anayasamızın Kişi Hak ve Hürriyetleri kısmında yer almaktadır. Konutun ihlali yani halk arasında bilindiği şekilde; haneye tecavüz, zorla girme durumunda ise Türk Ceza Kanunda yer alan hüküm doğrultusunda kişinin cezalandırılması gündeme gelmektedir.

Anayasa Madde 21

Kimsenin konutuna dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

Konut dokunulmazlığının ihlali, halk arasında bilindiği tabiri ile haneye tecavüz, haneye girme, zorla girme olarak bilinmektedir. Konut dokunulmazlığı ihlali Türk Ceza Kanunu’nun 116.maddesinde düzenlenmektedir.

Konut; bir kimsenin içinde yatıp kalktığı, iş zamanı dışında eğleştiği, genellikle içinde aile olarak oturduğu, sürekli veya geçici olarak barındığı ev, apartman dairesi gibi yer olarak tanımlanmaktadır. Türk Ceza Kanundaki kapsam ele alındığında yalnızca konut değil konutun yanı sıra eklentiye de kişinin rızası dışında girilmesi veya rıza ile girdiği halde çıkılmaması halinde de konut dokunulmazlığı ihlali suçunun oluştuğu kabul edilmektedir.

Eklenti; Bir konutun veya bir binanın kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan ya da kolaylaştıran yapıdır. Ahır, odunluk, çadır eklentiye örnek teşkil edebilecek yapılardır. Kanunda yer alan rıza kavramını incelediğimizde ise rıza açık olarak verilebileceği gibi örtülü yani kişinin rıza verdiğini gösterir davranışları ile de verilebilir.

Türk Ceza Kanunu madde 116’yı incelediğimizde konut dokunulmazlığını ihlal suçu iki şeklide gerçekleşebilmektedir. Bu eylem kişinin konutuna rıza dışında girilmesi veya rıza ile girilen konuttan çıkılmaması şeklinde olabilir. Rıza dışında konuta veya eklentiye girilmesi durumunu değerlendirdiğimizde burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır, kişinin vücudunun tamamının eklenti ya da konuta girmesi gerekmektedir aksi halde suç teşebbüs aşamasında kalacaktır.

  • Örneğin kapıdan X kişisinin rıza dışında   eve girmesi halinde suç tamamlanmıştır ancak kişi kolunu içeri sokmuşken kapının üzerine kapatılması halinde suç teşebbüs aşamasında kalacaktır.

Söz konusu suç genel olarak konuta yönelik olarak düşünüldüğünden eklentilere izinsiz girilmesi veya rıza ile girilmesine rağmen çıkılmaması durumunda da suç oluşacaktır. Konut dokunulmazlığına ilişkin (halk arasında bilindiği tabiri ile haneye tecavüz, zorla girme) örneklerine baktığımızda

  • Örneğin A kişinin sizin ahırınıza ya da müştemilatınıza gece vakti pencereden, bacadan veya tünel kazarak girmesi. X kişisinin aralarında husumet bulunan akrabasının evinden altınları almak için arka kapıdan girmesi.
  • Rıza ile girilen konuttan çıkılmaması haline örnek olarak yatıya kalan misafirin ev sahibinin gitmesini istemesine rağmen evden çıkmaması örnek olarak verilebilir.

Bu değerlendirmenin yapılması sürecin doğru yürütülmesi için mühimdir bu nedenle hukuki destek alınmasında fayda vardır.

Bunun yanı sıra Türk Ceza Kanunu’nda iş yerlerine ilişkin bir düzenlemede bulunmaktadır, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde de konut dokunulmazlığını ihlal suçundan kişinin cezai sorumluluğu doğabilmektedir. (Örneğin bakkal, lokanta)

Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir. Burada amacın meşru olması çok önemlidir.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu Şikayete Bağlıdır

Konut dokunulmazlığını ihlal suçunda konutu, eklentiyi veya işyerini ihlal eden kimsenin bu suçtan sorumlu tutulabilmesi için mağdurun şikayetinin bulunması gerekmektedir.

Bu suç için cezai sürecin nasıl başlatılacağına ilişkin hukuki destek alınması çok önemlidir çünkü suça konu olan fiilin cezalandırılması şikayete bağlıdır ve ceza muhakemesi hukuku gözetildiğinde bu şikayetin yapılması hak düşürücü süreye bağlanmıştır, yani süresi içerisinde ceza soruşturmasının başlatılmasına dair adımlar atılmadığı takdirde bir daha bu kişinin, bu eylemine karşı suç duyurusunda bulunabilmeniz mümkün olmayacaktır.

Suça dair ikinci bir adım olan dava aşamasında ise zamanaşımı süresinin hesaplanmasında çok dikkat edilmeli süre başlangıcında, sürenin devam edip etmediği hususunda, yetkili ve görevli mahkemenin tespit edilmesine dair hukuki yardım almak son derecede önemlidir.

Konut Dokunulmazlığının İhlalinde Kanunda Yer Alan Cezalar ve Cezayı Ağırlaştırıcı Nedenler

Türk Ceza Kanunu madde 116’da  “Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmü bulunmaktadır. Söz konusu suçun nitelikli haline yol açabilecek durumlar bulunduğunda cezanın ağırlaşması gündeme gelebilmektedir. Nitelikli hallerinin incelemesinde Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu gözetilerek titizlikle çalışma yapılması gerekmektedir.

  • Bu hususta Türk Ceza Kanunu 116.maddesinde yer alan ağırlaştırıcı neden; “Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 
  • Türk Ceza Kanunu 119.maddesinde yer alan ağırlaştırıcı neden; Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının;

            a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten        yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle  ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Cezasını Adli Para Cezasına Çevirmek Mümkün Müdür ?

Adli para cezası, esas olarak yargılamayı gerçekleştiren mahkemenin, hükümlünün bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesine karar vermesidir.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun cezası bakımından Ceza Kanunu’nda hangi hallerin Adli para cezasına çevrileceği belirtilmiştir. Bu cezalar seçimliktir, yani takdir yetkisi yine mahkemeye aittir. Bu noktada ise ceza avukatına durumu değerlendirilmesi ve iyi araştırması bakımından ihtiyaç duyulmaktadır.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Uzlaştırma Mümkün Müdür ?

TCK m.116’da düzenlenen tüm fıkralar için uzlaştırma prosedürünün uygulanması mümkündür. Bu noktada savcı, dava açmak için yeterli şüphe ve nedenlerin varlığı halinde mutlaka tarafların uzlaştırılması için harekete geçecektir.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları

”Sanığın, hırsızlık amacıyla mağdurun cadde üzerinde bulunan ikametinin önüne gelip, yerden yüksekliği 3,5 metre olan duvara tırmanarak açık olan pencereden içeriye gireceği sırada, mağdurun üst komşusu tanık …’in bağırması üzerine ikamete giremeden oradan kaçtığı sabit olan olayda, kanunun benimsediği objektif teori esas alındığında, mağdura ait ikametten hırsızlık yapmak amacıyla duvara tırmanarak açık pencereye çıkan sanığın, mağdurun taşınır malını koruduğu egemenlik ve tasarruf alanına müdahale edip, hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarının kanuni tanımında belirtilen elverişli hareketlere başladığı, ancak tanığın kendisini fark edip bağırması üzerine içeriye giremeden ve hırsızlık suçunu tamamlayamadan olay yerinden kaçtığı, bu ana kadar gerçekleştirdiği eylemin, konut dokunulmazlığının ihlali ve hırsızlık suçunun kanuni tanımında öngörülen neticeyi meydana getirmeye elverişli olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, eyleminin nitelikli hırsızlık suçuna teşebbüsün yanında, konut dokunulmazlığının ihlali suçuna teşebbüsü de oluşturacağının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.” (Yargıtay CGK, E.2016/291 , K. :2017/163)

”Maddi olayda sanık; olay gecesi şikayetçinin oturduğu lojmana gelmiş ve giriş kapısı önünde bulunan iki basamakla çıkılan sahanlığa girmiş, kapıyı çalarak “sana aşık oldum, seni seviyorum, kapıyı aç içeri gireyim” demiştir. Gitmesi istendiğinde kapıyı zorlamış, tehditde bulunmuş, pencereyi örten naylonu yırtmış, köy korucularının sesleri işitip havaya ateş etmeleri üzerine kaçmıştır. Şikayetçinin oturduğu konut okul lojmanı olup, etrafı duvarla çevrilmemiştir. Duvar yaptırılması, çit çekilmesi, bahçe girişine kapı konularak devamlı kilitli tutulması mağdurdan istenemez. Olayın geçtiği konut, yolla bağlantılı olmadığı gibi kapı önünde bulunan konuta girişi çıkışı sağlayan sahanlık da, kaldırım niteliğinde değildir. İsteyen herkesin buradan yararlanması olanaksızdır. Konuta bitişik olarak yapılan, merdivenle çıkılan ve giriş kapısı önünde bulunan beton sahanlık, umuma açık bir yer olmayıp özel olarak yapılmış ve dış alemden ayrılmış, girilmesi izne bağlanmış bir yerdir. Bu kısmı dış dünyadan ayırma iradesi, merdiven yapılmak, beton dökülmek suretiyle açıklanmıştır. Konutun eklentisi olan bu yere, yasa dışı amaçla girilmek, kapıyı açmaya zorlamak suretiyle şikayetçinin huzur ve güvenliği bozulmuş, özel yaşantı özgürlüğü ve erinci (barış içinde olması) ihlal edilmiştir. Şikayetçinin; buraya sanığın yasadışı amaçla ve kişisel özgürlüğüne tecavüz etmek üzere girmesine rıza gösterdiği de kabul edilemeyeceği cihetle, eklentiye bu şekilde girilmekle konut dokunulmazlığını bozma suçu oluşmuş ve tamamlanmıştır.” (Yargıtay CGK, E.1993/208, K:1993/352)

Katılan ile sanık hakkında mahkemece 11/05/2006 tarihinde ayrılık kararı verildikten sonra sanığın ayrı bir eve taşındığı, bir süre sonra ise çocuklarının eğitim durumunu da gözeterek babaları olan katılanın yanında ve evinde yaşamalarına izin verdiği, sanığın 06/11/2007 günü geceleyin saat 22.00 sıralarında komşusundan anahtarı alarak katılanın evine girdiği, katılanın sanığa evi terk etmesi için uyarıda bulunduğu, sanığın ise katılanın rızası bulunmadığı halde kalıp ancak ertesi gün evi terk ettiği, katılanın evin giriş kapısı kilidini değiştirmek sureti ile sanığın evine girmesine rıza göstermediğini zımnen de belli ettiği, ancak buna rağmen sanığın 09/11/2007 tarihinde de çilingir getirtip kapıyı açtırarak katılanın evine girdiği, bu suretle ayrı bir evde yaşamasına ve müşterek evin kullanımını da katılana terk etmesine, velayeti kendisinde bulunan çocukları ile başka yollarla görüşme imkanı bulunmasına rağmen, sanığın bu eve katılanın olmadığı zamanlarda ve rıza bulunmaksızın birbirine yakın iki ayrı tarihte girdiğinin anlaşılması karşısında; yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında beraat kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 20.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.(Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2009/51885 E.  ,  2011/34067 K.)

Sanığın, katılanın ikamet ettiği apartmanın eklentisi niteliğindeki bodrum katında bulunan kömürlükte, apartmanda oturanların rızası dışında, evsiz olması nedeni ile gece gündüz sürekli polise şikayete konu olacak şekilde kaldığı, bu süre zarfında, apartman sakinlerine yönelik suç işlediği, apartmana tuvaletini yapıp çıplak gezdiğinin katılan ve mağdur tarafından ifade edildiği anlaşıldığından, kısa süreli ve zorunluluk hali nedeni ile sığınmanın söz  konusu olmadığı, eylemin geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturduğu gözetilmeden, “sanığın zorunluluk hali nedeni ile kömürlükte kaldığı ve suç kastının bulunmadığı” biçimindeki kanuni olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı ve katılan L.. E..’ nun temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/23910 E.   2014/5725 K.)

Olayın tek görgü tanığı olan …’ün kollukta alınan beyanında; olay günü 13:00 sıralarında komşusu olan mağdurun evinin bahçesinde bulunan çam ağacı üzerinde kozalakları toplarken sanığı gördüğünü bu esnada ağacın dalının kırıldığını ve sanığın kaçtığını belirttiği, tanığın 20.04.2015 tarihinde mahkemede alınan beyanında; olay günü kendi evinin balkonunda kahvaltı yaparken gelen çatırtı sesi üzerine sese doğru gittiğinde sanığı gördüğünü belirttiğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin gündüz vakti işlendiğinin kabul edilmesi gerekirken 5237 sayılı TCK’nın 143/1. ve 116/4. maddeleri ile uygulama yapılmak suretiyle yazılı şekilde hükümler kurularak sanık hakkında fazla ceza tayin edilmiş olması,… Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 05/03/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (Yargıtay 13. Ceza Dairesi   2019/12325 E.  ,  2020/3418 K.)

Dosya içeriğindeki müşteki ve tanık anlatımlarından, suça sürüklenen çocukların eylemi müştekiye ait evin giriş kısmından gerçekleştirdiklerinin anlaşılması ancak olay yerine ilişkin dosya içeriğinde herhangi bir görgü tespit tutanağının, olay yeri inceleme raporunun ve keşif tutanağının bulunmadığının anlaşılması karşısında; öncelikle müştekiden suça sürüklenen çocukların motosikleti tam olarak nereden çaldığı sorularak ve gerekirse suça konu yerin, açık alan, konut veya eklenti niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi amacıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre suça sürüklenen çocuklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 141/1 veya 142/1-b maddelerinden hangisinin uygulanması gerektiğinin ve konut dokunulmazlığını bozma suçunun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken bu yönden araştırma yapılmadan eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA (Yargıtay 2. Ceza Dairesi         2019/11259 E.  ,  2020/2613 K.)